List

Seneler geçmiş; iki satır olsun kaleme almamışım. Halbuki bu siteyi, ilerideki yıllarda geriye dönüp okumak isteyeceğim hatıralarım, hayatın verdiği dersler ile doldurmayı planlıyordum. Günlük tutamadığım aşikar. Bare yıllık olmasını; en azından senede bir defa yılın hesabını tutmayı arzuladım. Ocak ayı ile başlayalım. Nihayet yüksek lisans bitti. Lisansüstü eğitimini değerli kılan tez kısmıdır; dersler o kadar da önemli değildir. İlkokulda, lisede olduğu gibi bir şekilde nasılsa geçilir. Her başlayanın aklında tercih edeceği tez konusu vardır. Hangi konuyu-neden seçecek, hangi danışman ile çalışacak; bunları düşünür. Benim aklımdaki sorular da bunlardan farklı değildi. İş hayatı ile birlikte yüksek lisansı yürütmek ise zorlayıcı oluyordu ama serüven Ocak 2020’de mezun olmam ile son buldu.

Şubat’a gelelim. Norveç Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile özellikle son 6 aydır zaten sürekli iletişim halindeydim. Mezuniyet belgemi alacağım günden haberdardılar. Almak için gittiğim günün sabahı insan kaynakları departmanı mezuniyet belgemin bir görüntüsünü rica etti. Benden bunu beklediklerini zaten söylemişlerdi. Dikkat edilmesi gereken nokta, üniversite çalışanlarının işlerini ne kadar sıkı takip ettiği. Bana söylemeleri yetmiyor; hala yakından takip edip, hatırlatıyorlardı. Gerçekten saygı duydum. Şubat ayında ayrıca tekrar bir e-posta göndererek diplomalarımın teyidi için yazılı izin aldılar. Diploma teyidi, çalışacak olduğum projenin Norveç donanması ile ilgili olması nedeni ile güvenlik soruşturması vs. derken Mart ayını bulduk ve kontrat önüme geldi. Açıkçası hiç düşünmeden imzaladım. Fakat bir sorun vardı; Corona. Herkesi vurduğu gibi beni de vurdu. Kontratımı imzaladığım ay Türkiye’de ilk corona vakası görüldü. Nasıl olacak derken Nisan ayı itibari ile Türkiye’den çalışmalara başladım. Tabii bu sırada Armona’daki işim de devam ediyordu. Yaklaşık 3,5-4 senem geçmiş Armona’da. Güzel insanlar tanıdım. Hala elimden geldiğince sohbet etmeye çalışıyoruz. Tabii asla tekrar konuşamaycaklarım da var. Sevgili Semih (Falay) Abiyi Mart ayında bir gecede, genç yaşta kaybettik. Üzerimde çok emeği vardı. Yaklaşık 20 yıldır tanışıyorduk. Hayatımı şekillendiren insanlardan birisi oldu. Kariyerime de dokundu; derdimi-tasamı da dinledi. Hatta kaprisimi bile çekti. 2020 yılının en berbat olayı onu kaybetmekti. Onunla biriktirmem gereken daha çok anı vardı.

Biz güzel anılardan devam edelim. İngiltere Gemi Mühendisleri Birliği olarak tercüme edebileceğimiz IMarEST tarafından yapılan değerlendirme sonucunda üyelik seviyemin yükseltilmesine karar verildi. Bu beni gerçekten çok mutlu eden bir gelişmeydi. Çünkü bu üyelik seviyesi parayla ya da tanıdıkla değil, verdiğiniz emek karşılığında yükseltiliyor. Yani alınterinize bakıyorlar.

Şimdi Nisan’a, üniversiteye gidelim. Üniversite bünyesinde çalışmaya başladım ama henüz doktoraya kabul edilmedim. Üniversitede çalışıyor olmanız sizin doktoraya kabul edildiğiniz anlamına gelmiyor; bir tez önerisi sunmanız gerekiyor. Hemen harıl harıl oturup başlıyorsunuz çalışmaya. Reddedilmek olmaz… Hazırlayıp sundum üniversiteye. Nihayet yanıt geldi. Haziran ayı sonunda resmi olarak doktora öğrencisi oldum. Ayrıca Haziran ayında hayatımdaki ilk online semineri de verdim. Galatasaray Üniversitesi Denizcilik Kulübü’nün Instagram üzerinden düzenlediği bir seride genç meslektaşlarımla bir araya geldik. Onlarla bir araya geldiğimde geçmişe gittim. Ben de Galatasaray Üniversitesi‘nden seneler önce mezun olmuştum. Onlara baktıkça kendimi gördüm. Eylül ayı geldi, Türk Loydu‘nda denizde siber güvenlik üzerine bir sunum yaptım. Ekim ayında İTÜ Mesleki Teknik Anadolu Lisesi‘nde otonom gemiler ve siber güvenlik konulu bir seminer verdim. Ekim ayında ayrıca aralarında dünyadaki çeşitli donanma mensuplarının da yer aldığı, 1100 kişinin katılımı ile gerçekleşen International Naval Engineering Conference (INEC) ‘da bir sunum yaptım. Corona sebebi ile bu sene ne yazık ki online olarak gerçekleşti ama yine de oldukça keyifliydi.  Ekim ayı benim için dolu dolu geçti. Yıllardır ertelediğim bir şeyi; bisiklet kullanmayı öğrendim. Belki inanmayacaksınız ama bisiklete binmek için kursa gittim. 32 yaşındaki adam düşe kalka Bostancı’da 7-8 yaşındaki arkadaşlarıyla birlikte bisiklet sürmeye başladı. 🙂 

Nihayet vize sorunlarım son buldu ve Ekim ortası Norveç’e geldim. 60kg bagaj ile bir şehirden diğerine nasıl geçicem falan derken üniversite o sorunu da çözdü. Havaalanında karşıladı; araba ile evimin kapısına kadar bıraktı. Bir gün öncesinde ise market alışverişimi yapıp buzdolabıma istediğim ürünleri yerleştirmişti bile. Bu, bir insana verdikleri değerin göstergesiydi. 10 günlük karantina sürem bitti; kampüse gittim. Masamda çiçeğim hazırdı. Çalışmak için bilgisayar, monitor gibi ekipmanlara ihtiyacım vardı. Üniversitenin internet sitesinden kendi tercihim olan ürünleri seçtim, hepsi yeni satın alınarak bana teslim edildi. Masayı bile kumandalı yapmışlar yüksekliğini ayarlamak için; ilginç bir yer. Ünivesitenin yıllık bütçesi 1 milyar dolardan daha fazla. Dolayısıyle imkanlar da oldukça fazla.

2020 yılı eminim hepimiz için sıkıcıydı. Ama artık bitiyor. 2021 için bundan daha kötü olamaz diye düşünüyorum. Çalıştığım üniversite, bizleri elbette yine hatırladı. Aralık ayı başında hediyelerimiz ve hediye çeklerimiz teslim edildi. Yeni yıl hediyesi demişken sıklıkla tepembe tepinen 4 yaşındaki Erle ve 6 yaşındaki Gabriel de tatile gitmeden önce kendi yaptıkları resimleri bana hediye ettiler. Evimin başköşesinde hep duracaklar 🙂 

Sevgili Erle ve Gabriel’in Değerli Hediyeleri 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir