List

Nobel Fiziki Ödülü sahibi Albert Einstein tarafından kurulan Dünya Sanat ve Bilimler Akademisi’ne (WAAS) seçilen iki (2) Türk akademisyenden birisi olmayı başarmış Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan, geçtiğimiz günlerde ünlü yazar Lin Yutang‘ın çok güzel bir sözünü hatırlatmış.

Bir yerde çok polis varsa orada özgürlük; Bir yerde çok asker varsa orada barış; Bir yerde çok hukukçu varsa, orada adalet yoktur.” Lin Yutang

Ne kadar doğru bir söz değil mi? Ordusu bulunmayan devletlerden olan Marshall Adaları’na, Panama’ya, İzlanda’ya bir bakın. Barış içerisinde yarışıyorlar; kavgasız gürültüsüz. Bir de Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu ordusu olan devletlerin durumuna bakın; nasıl da birbirlerini yiyorlar… Aslında bu duruma pek de şaşırmamak gerek. Zaten savaşsın diye ordu beslenmiyor mu? Toplam asker sayısı bakımından dünyanın 6. ve NATO’nun Amerika Ordusu’ndan sonra 2. kalabalık ordusu durumundaki Türk Silahları Kuvvetleri de yıllardır PKK denilen silahlı terör örgütü ile savaşıyor. Binlerce şehit verdik, daha ne kadar yetişmiş insanımızı kaybedeceğimiz ise meçhul. Kayıp vermemiz ya da verdirmemiz sonucu değiştirmiyor; barış getirmiyor. Ayrıca bir hayal kurup PKK sorununu aştığımızı öngörsek, bu sefer de komşularımız ile olan ilişkilerimiz nedeni ile orduya hala ihtiyaç duyacağımız kesin.

Bir de hukukçularımıza bakalım. Sadece İstanbul Barosu bile 30.000’e yaklaşan üye sayısı ile sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük barosu. Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi ise Avrupa’nın en büyük adliyesi. Bunlara peki sevinmeli miyiz? Bence hayır. Aslında ülkemizin ne halde olduğunu gösteren çok “Güzel!” örnekler. Bu yazıyı okuyanlar arasında “Biz çok namuslu bir ülkeyiz” diyenler varsa rica ediyorum lütfen bir baksınlar bakalım Dünya Yolsuzluk Sıralaması‘nda kaçıncı durumdayız.

Peki ya emniyet gücümüz ne durumda? 2012 yılı itibari ile bütçesi 12 milyar lirayı aşan Emniyet Genel Müdürlüğü‘nün en büyük başarısının gazeteci tutuklamak olduğunu söylersek sanıyorum çok da abartmış olmayız. Gazetecileri Koruma Komitesi (The Committee to Protect Journalists – CPJ) ‘nin yayınlamış olduğu 01 Ağustos 2012 tarihli rapora göre Türkiye, halk üzerinde uyguladıkları baskı ile tanınan Çin, İran gibi ülkeleri geride bırakarak 76 kişi ile dünyada en çok tutuklu gazetecinin bulunduğu ülke oldu. Düşüncelerini kaleme almakla yükümlü insanların tutuklandıkları bir ülkede özgürlükten bahsedilmesi sanıyorum pek mümkün değildir.

Ülkelerin sahip oldukları polis, asker ve hukukçu sayısı elbette önemlidir, caydırıcı unsurlardandır. Ama unutmayalım;

Nerede çokluk, orada…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir